![]() |
Her ne kadar bütün dünya Eylül ayının 11’inde
11 uçuş numaralı birinci Boeing'in 11 şeklindeki ikiz kulelerin ve harflerinin
sayısal toplamı 11 yapan The Pentagon’un vurulması ile medyatik bir bakışla
Usame bin Ladin’i bir terör efsanesi haline getirse de, bazı iddialar, bin
Ladin’in efsane olmaktan fersahlarca uzakta olduğuna işaret ediyor.
Parçaların birleştiği zaman ortaya çıkardığı tablo, Usame bin Ladin’in çeşitli
istihbarat faaliyetlerinde kullanılan bir maşa olduğunu ortaya koyuyor.
Almanya’da yayınlanan Neue Solidaritaet Dergisi, Usame bin Ladin’in “Mr. No"
veya "Goldfinger” olmamakla beraber “James Bond" gibi "Büyük Britanya’nın
Majesteleri'nin hizmetkârı olduğunu” savunuyor.
Dergi, 1998 yılında yayınlanan 38 numaralı sayısında EIRNA Haber Ajansı’nın
Temmuz 1996’da, bin Ladin’in dünya kamuoyu tarafından keşfedilmesinden çok önce
bin Ladin’i “İngiliz İstihbarat Servisi'nin kolay manipule edilebilir ve ikâmesi
kolay casusu” olarak nitelendirdiğini yazmıştı.
Neue Solidaritaet ’e göre EIRNA aynı tarihte bin Ladin’in “mevcut ağda
finansman, propaganda ve yanıltma konularında ikinci derece rolde” olduğunu
yazmıştı.
Bu arada Londra’da yayınlanan Arapça Al Quds Al Arabi’ye demeç veren bin Ladin,
“füzelerinin ABD ve İsrail’i hedeflediğini, İngiltere’yi hedeflemediğini”
söylemiş, Londra’daki Temsilcisi Omar Bakri de Sharq Al Awsat’a verdiği
mülâkatta, “İngiltere Hükümeti ile bir barış anlaşmamız var” demişti.
Usame bin Ladin, terörizm ve gizli servis maceralarına ilk defa 1980’de katıldı.
Yaptığı ilk iş, SSCB’ye karşı Afganistan’da mücahit grupların direnişini finanse
etmekti.
1982’den itibaren mücahitlerin eğitimi için Pakistan’ın Peşaver kentinde çok
sayıda eğitim kampı kurdu. Bin Ladin zaman zaman bu kampları dolaşarak 57 ayrı
mücahit grubuna çuvallar içinde nakit mali yardım veriyordu. Afganistan’daki bu
gizli savaş, Cecil ailesinin halefi İngiliz Viscount Cranbourne ve Lord
Bethell’in ortaya attıkları “kriz yayı” ile SSCB’yi İslâmın yardımıyla zaafiyete
uğratma projesinin bir parçasıydı. Usame bin Ladin inşaat konusunda aldığı
ihaleler ile bu projede üzerine düşen finansmanı yerine getirecek malî güce
ulaştı.
Bin Ladin’in babası, Prens Phillip’in “en zenginlerin üyeliğine izin verdiği”
Club 1001’e üye olabilen dört Suudiden biri. Şeyh Salim bin Ladin aslında Suudi
değildi, ama Suudi Arabistan’daki en zengin soylu olmayan adamdı. Şeyh Salim bin
Ladin, 1979’da Zapata Oil ve Arbusta Ltd. şirketleri aracılığıyla George Bush’un
henüz Teksas Valisi olan oğlu George W. Bush’un da ticaret ortağıydı.
Bu gelişmelerin devamında Şeyh Salim bin Ladin, kara para aklama operasyonları
ve uyuşturucu bağlantısı ile adını çokça duyuran Bank of Credit and Commerce’de
(BCCI) büyük etkinlik kurdu. BCCI’nin o dönemde Washington ve Londra tarafından
Afganistan’daki mücahitlerin dolaylı desteklenmesinde kullanıldığı biliniyor. O
günlerde daha 20 yaşında olan Usame bin Ladin, babası Şeyh Salim’in iş
ortağıydı.
Şahsî serveti daha o günlerde 400 milyon dolar düzeyine ulaşan Usame bin Ladin,
1988’de SSCB’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra bölgeden ayrılanların
katıldıkları Orta Doğulu ve Kuzey Afrikalı örgütlerin finansmanına devam etti.
Parasının önemli bir bölümünü Londra’da gayrimenkûle ve sanayi şirketlerinin
hisselerine yatıran bin Ladin, derginin iddialarına göre Teksas’ta da yatırım
yaptı. Uzun süre sesi çıkmayan Usame bin Ladin, resmi iddialara göre Suudi
Arabistan’ın kutsal toprakların sınırlarını Irak’ı vuracak Koalisyon
Kuvvetleri'ne açınca batıya karşı savaşma kararı aldı.
Bin Ladin’e göre kutsal toprakların savunması Müslüman olmayan bir orduya
verilemezdi. Washington Times Gazetesi, 03.05.1999 tarihli sayısında Jerry Seper
imzasıyla yayınladığı bir makalede Usame bin Ladin’in Kosova Kurtuluş Ordusu
UÇK’nın (Ushtria Clirimtare Kosoves) finansörleri arasında yer aldığını
bildirmişti. Çok farklı bir yapısı olan ve birden çok çevre ile bağlantıları
olan UÇK’nın finansmanında Usame bin Ladin’in Afganistan kaynaklı eroini İran,
Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Arnavutluk’la sonlanan Balkan
Rotası'nı takip ederek Balkanlar'a ve Batı Avrupa’ya dağıttığı bildiriliyor.
Yazar bu iddiasına kaynak olarak “bazı servislerin belgelerini” gösteriyor.
Makaleye göre 1998 yılında UCK, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın bin Ladin’e yakın ve
uyuşturucu kaçakçılığı ile bağlantılı örgütler listesinde yer alıyordu. ABD’nin
uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadeleden sorumlu kuruluşu DEA, bin Ladin’in
ulaşımını bu rota üzerinde sağladığı uyuşturucunun çeşitli vasıtalarla
Avusturya, Almanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, İspanya, İsviçre ve İngiltere’ye
dağıtıldığını bildiriyor. Bu arada bin Ladin’in kullandığı güzergâhlar arasında
Balkan Rotası'nın yanı sıra Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ni içeren bir
diğer yol da bulunuyor. DEA’nın tahminlerine göre Türkiye üzerinden ayda dört
ila altı ton eroin bin Ladin bağlantılı gruplar tarafından batıya taşınıyor.
Kosova’da uyuşturucu trafiğinin yıllık bilançosu aynı kaynaklar tarafından
yaklaşık 1.5 milyar – 2 milyar dolar düzeyinde tahmin edilirken, söz konucu
yasadışı ticaretten kaynaklanan gelirin 200 dolayında özel banka ve döviz bürosu
aracılığıyla aklandığı kaydediliyor.
Aynı gazete bu yazıdan iki gün sonra yer alan bir diğer makalede de, Kosova
Kurtuluş Ordusu militanlarının Usame bin Ladin’in terör eğitim merkezlerinde
yetiştirildiği ileri sürüldü. Yazıda 1998 yılında Afrika’daki ABD hedeflerine
yönetilen ve 224 kişinin hayatını yitirdiği saldırıların sorumlusu olan bin
Ladin’in UÇK militanlarını Afganistan, Bosna-Hersek ve diğer bazı ülkelerde
eğittiği bilgisi yer aldı. Yaklaşık 30.000 üyesi olduğu tahmin edilen UÇK’nın
başındaki Hırvatistan’ın eski Tuğgenerali Agim Ceku Balkanlar'da önemli bir güç
odağı olarak yükselirken, gazete UÇK’nın bin Ladin ile beraber Arnavutluk’ta
Tropoje’de islâmi teröristlerin yetiştirildiği bir kampı paylaştığını, “bazı
istihbarat raporlarına” dayanarak açıklıyor. Gazete, aynı kaynaklardan edindiği
bilgilerden hareketle bin Ladin’in El Kaide Örgütü’nün UÇK’nın eğitimine ve
finansmanına katkı sağladığının kesin olduğunu ifade ediyor.
Söz konusu yazıda UÇK’nın bin Ladin bağlantısı ile İslâmi Cihad militanlarının
Bosna, Çeçenistan ve Afganistan’dan Kosova’ya yaklaşık 50 kişilik gruplar
halinde geçişleri aynı kapsamda değerlendiriliyor. Jane’s Defence Review Dergisi
de aynı dönemde bir düzineden fazla Suudi asıllı gönüllünün Kosova’ya üstlerinde
Makedonyalı Arnavut olduklarını gösteren pasaportlarla girdiklerini
belirtmişti.
New York Federal Savcılığı da 07.08.1998 tarihinde Nairobi’deki ve Tanzanya- Dar
es Salaam’daki ABD Büyükelçilikleri'ne düzenlenen saldırı ile ilgili olaral
Usame bin Ladin ile komutanı Mohammed Atef’i “terör eyleminin gerçekleştirilmesi
için emir vermekle” suçlamıştı. İddianameye göre bin Ladin’in El Kaide Örgütü
İran, Sudan Milli Cephesi ve Hizbullah ile ittifak halinde.
Hatırlanacağı gibi, dönemin ABD Başkanı Clinton’un emri ile bin Ladin’in
Afganistan’ın Taliban denetimindeki kesiminde yer alan üsleri ve Sudan’da büyük
bir olasılıkla kimyasal silâh ürettiği kimyevîi ürünler fabrikası
bombalanmıştı.
Fransa Jeopolitik Uyuşturucu Ticareti Gözlemevi’nin ilgili raporunda da bin
Ladin’den destek gören UÇK’nın uyuşturucu-silâh takasında anahtar örgüt olduğu
vurgulanıyor.
Pakistan İstihbarat Teşkilâtı ISI’nın tek başına olmadan, SSCB’ye karşı güç
oluşturmak ve Moskova’nın sıcak denizlere yönelimini frenlemek için desteklediği
Taliban’ın arkasındaki güç olan Usame bin Ladin’in “militan islâmcılığı
enternasyonalize etme” çabalarının durdurulmaması sonucu, dünya çok farklı
boyutları olan 11 Eylül dönemecine gelmeden önce çok sayıda kanlı eylem yaşadı.
Afrika’daki ve Suudi Arabistan’daki ABD hedeflerinin vurulmasının yanı sıra Orta
Doğudan başka Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlar'da da geniş bir etkiye ulaştı.
Bu arada Arnavutluk’a da gittiği ileri sürülen Usame bin Ladin’in bir kardeşi
Güney Kıbrıs’ta sahip olduğu off shore şirketi kanalıyla, BAE ve Sudan’daki
ihalelerden Beyrut üzerinden gelen paraları Yunanistan’dan Balkanlar'a
yönlendirirken, Şubat 1999’da Bağdat’ta ortaya çıktı. Al Hayat Dergisi bu
iddiasını öne sürerken, bin Ladin’in üç karısı ve beş adamı ile beraber Doğu
Afganistan’ın güneyindeki Celalabad’a bağlı Tora Bora Köyü'nden Pakistan
sınırına ve oradan Irak’a geçti. Beraberinde Cihad grubunun lideri Aimen Zawari
de bulunan bin Ladin, Candahar’ın hava harekâtı ile vurulmasından sonra Meclis-i
Ali İslami (SCIRI) Sözcüsü Bajan Japor’un iddiasına göre “Arap asıllı Afganistan
savaşçıları ile Irak’ın komşu ülkelerinde eylem yapmak için Irak’a gitmişti”.
Bin Ladin’in Arnavutluk’a gittiği yönündeki iddiaları İsviçre’nin Neue Zürcher
Zeitung Gazetesi’nin 12.04.2000’de Priştine mahreci ile verdiği haber
destekliyor. Habere göre bin Ladin, Kosova ve Metohya’da görüldü. Beraberinde
Aralık 1998’de üç İngiliz turisti öldüren Abu Hasan olduğu da kaydedilen habere
göre, bin Ladin Kosova’ya Arnavutluk’tan geçti ve burada Korce ile Pogradec’de
yaklaşık 500 kişilik bir birlik kurarak, Presevo, Medvedja ve Bujanovac’ta bir
şiddet dalgası başlatmayı plânlıyordu.