![]() |

Çağdaş bir yazarın tanımına göre; ahlak, daha mutlu bir insanlık yaratma içgüdüsünün disiplin çizgisidir, ahlaksızlık ise, kendi çıkarlarını insanların üstünde tutma olgusudur... Bazı kesimler ahlaksızlıkla cinselliği bağdaştırıp, televizyon ve medya vasıtasıyla topluma dayatmacı bir zihniyetle empoze etmektedir.. Ahlak veya ahlaksızlık, toplumun bakış açısında çok farklı konumlarda değerlendirilebilir; örneğin Avrupa’daki herhangi bir ülkede evlilik öncesi cinsel birleşme çok normal karşılanırken, ülkemizde bu durum töre cinayetlerine ve berdellere kadar uzanan acı sonuçlar doğurmaktadır. Maalesef cinsel eğitimin neredeyse sıfır olduğu toplumumuzun bazı kesimlerinde, namus veya namussuzluk olgusunun arkasına sığınılarak nice canlara kıyılması da, esasında en büyük ahlaksızlıktır… Bu bağlamda, ahlaksızlığı sadece cinsellik olarak görmek, dayatmacı, yanlış zihniyete hizmet etmek olur. Kısır toplumlar hala bu kaos altında ezilirken, bazıları kendi çıkarları için milyonlarca insanın savaşlarda ölmesini göze alabiliyor, bazıları ise ölen insanları televizyonları karşısında rahat koltuklarından seyredip tepkisiz kalabiliyorlar.
Kendi kurdukları büyük yatırımları riske etmemek için doğanın dengesinin bozulmasına izin verebilenler, ya da büyük meblağların döndüğü, fakat dünyanın geleceği olan küçücük çocukların bedenlerine girip geleceğimizi yok edebilen uyuşturucunun, hiç vicdan azabı çekmeden satılmasını finanse edebilenler… Ülkemizdeki bir ilaç firmasının devleti dolandırarak piyasanın üzerinde fiyatlarla ilaç satması da bir ahlaksızlık örneğidir... Bir diğeri, ataerkil toplum içinde kadının ikincil insan muamelesi görmesi ve aile içi şiddete maruz kalması. Üstelik kanunların yetersizliği karşısında haklarını savunamayarak bu duruma zorunlu boyun eğiş...
Kendilerine uygun görülen, fakat istatistiklere göre dört kişilik bir ailenin normal standartlarda yaşayabilmesi için öngörülen kazancın çok altında bir maaşla çalışan, insani olmayan şartlarda yaşayan, sosyal güvencesi olmayan, hastalanmanın lüks sayıldığı, fakat ülke ekonomisine, bireysel olarak gücünün üzerinde katkı sağlayan büyük bir çoğunluğun vebalini kim ödeyebilir ya da bu yapılana ne denebilir?..
Çoğaltılması mümkün olan bütün bu örneklerden yola çıkarak, ahlaksızlığı cinsellikle bağdaştıran, meseleleri ince düşünceden yoksun, yanlış, yüzeysel ve de magazinsel boyuta indirgeyerek sunan bu zihniyet (-sizlik), içinde barındığı topluma en büyük ihaneti yine kendisi yapmaktadır. Ahlaksızlığın tanımı; KENDİ ÇIKARLARINI İNSANLIĞIN ÜSTÜNDE TUTMA OLGUSUDUR...
|
|