Mutlu ask yokmuş meğer bu gönül nerden bilsin  sende kaldı sende yüreğim  toprağa senle girsin,uzun hikayeler yazmıştım ben uzun destanlar gibi kelimeler bitmemişti  kelimeler tükenmemişti her destanda yeni kelime türetmiştim yüreğimin en derin yerinden...Hani insanın ismiyle özdeşti herşey o zaman nerde benim Mutluluğum değişmiş dünya değişmiş yalan dünyada  kalmamış askta riyada kalmamış mecnun olup ağlamakta kerem olup dağları oymakta kalmamış içimden gecen gerçeklerde...ne kadar kolay ne kadar basit ağızdan çıkan kelimeler ama ne kadar zor ask için ölmekte... Tahir olmakta ayıp değil Zühre olmakta, hatta sevda yüzünden ölmekte ayıp değil!!!,bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte,yani yürekte!..Kimin yüreği egosuz, kimin mantığı cağ yangını geçiyor ömür yavaş yavaş dönüp arkaya bakınca hayat ne kadar anlamsız,neden büyümeye çalışır bebe peki neden çocuk olmak ister yaslı adam herşey bir kaos mu yoksa kaos eşittir insan mı...her acı düştüğü yeri yakmaz mı  yanan ise nedir kimse bilmez ki....simdi ben her an ölecekmişim gibi yasıyorum öyle değilmi her an gidecekmişiz gibi yaşayınca hayatın acısıyla tatlısıyla asıl tadı o zaman çıkıyor, o zaman asıl yaşamın tadına varılıyor ilerisi mi ilerisi bir karış toprak bütün çabamızda ona sahip olabilmek için değil mi zaten..Hatırlarım bir dört mart gecesiydi    saat üçü beş gecesiydi gece dilsiz gök sağır yaram çok ağırdı yanımda yatan yabancı Büyükada da benim canımdı odaya bir mutluluk sinmişti yanımda yatan benim geçmişimin  gölgesiydi  geç gelen gülüşümdü soğuk bir mart gecesiydi iki yabancının bir tende buluşup can olacaktı..sevdiğimin  yüzü yaşadıkta  dürüyordu biraz mağrurdu ama çok onurluydu büyük adada yağmur yağıyordu....simdi nerdesin yağmurum büyük adaya cemre düşer mi  o odada bir sevgili ağlar mı ben simdi bilmediğim bir şehirde kadınım diyebileceğim karım diyebileceğim tek kişiye hasret gözyaşı döküyorum büyük ada beni anlar mı...bir Bizans eskisi şehirde ömrüm ustam sevgilim ve de yüreğim kaldı.....

 

ANA SAYFA