soğuk bir sonbahar akşamıydı,uzaktan şehrin ışıkları görülüyordu,yalnızdım üşüyordum ama ben yıllardan beri kimseye hesap vermeden yaşayıp,aç garip sefil büyüdüm,annem söyledi diye sokaklarda yattım simit sattım,oku adam ol diye gece yarıları banklarda ders çalıştım,onurluca yaşadım,onursuzlara bir kere olsun yüreğimi eğmedim babamı hiç görmedim,annemi böyle  bir sonbahar gecesi hoyrat esen rüzgarda kaybettim,yüreğimi annemle birlikte toprağa gömdüm.ama bazen üşüyorum kollarım kendime sarmaya yetmiyor,ulan bu hapislik koymuyor,anam senin hasretin beni benden ediyor. dört arkadaş getirdiler  bizi buraya,anlamadık bilmedik hesap bile veremedik,oysa biz ne solcuyduk nede sağcı,amacımız tekti,üretebilen sevebilen ve algılayabilen öğrenciler yetiştirmekti ,ama şimdi....dışardan şehrin ışıkları bir başka gözüküyor,aklıma anam Ayfer geliyor ne çok sevmiştik birbirimizi, ne güzel gözleri vardı,sonra onu köyün ağasına üç inek karşılığı satmışlardı genç kız gelinlik hayalleri kurarken düğün gecesinde,beyaz bir iple evin ortasında asmıştı,yazık oldu Ayfer'e,babasının canı en çok inekleri geri verir iken sızlamıştı, hatırlarmısın anam;yazları çobanlık yapardım çomarla birlikte koyunları otlatmaya çıkardık dağlara,çomar her seferinde beni çakallardan korurdu,ah çomar gelde kurtar beni bu çakalların elinde gece ilerliyor,bizim koğuşun demir kapısı aralanıyor,içeri önde bir gardiyan arkada  imam birde  benim celladım savcı giriyor kafamı kaldırıyorum hafifçe ona bakıyorum,imamı bir yerden tanıdığımı fark ediyorum evet evet bu o,bizim hasan amcanın oğlu kazım,ama anne beni tanımıyor, gözlerime bakmadan birşeyler okuyor,azmı döverdim onu,misketlerimi alıp kaçardı,ama benim en sevdiğim en can dostum kazımdı,yüreğimin son deminde böylemi karşılaşacaktık, ve en kötüsü böylemi karşılaşacaktık savcı kafasını kaldırıyor şeytan gözleriyle bana bakıyor,son isteğin nedir diye soruyor, hafifçe gülüyorum ,canınızın sağlığı diyorum,dönüp arkalarını çekip gidiyorlar,bir gecenin bitmemesini bu kadar çok istemişmiydim  hiç diye düşünüyorum,dışardan baykuş sesi geliyor, adem abi diyor ki uğursuzlukmuş,adem abi uğursuz bir kuş diyor, oysa anne, bir kuşun bu kadar güzel olduğunu ilk defa fark ediyorum,zaten bundan  daha büyük uğursuzluk mu olur,oysa bu canı onlar mı verdiler, onlar mı aş verdiler, onlar mı emek verdiler,onlar mı dokuz ay karınlarında taşıdılar, ama şimdi anne bu leş kargaları canımı almak için başımda bekliyorlar,zaman geçiyor,yavaş yavaş şafak söküyor ömrümün son dakikaları gece gibi bitiyor,herkesin gözü demir kapıda ve ömrümün demir kapısı açılıyor,önde ömrümün yargılayıcısı savcı, arkada can dostum can arkadaşım kazım, haydi bismillah, adem abi ayağa kalkıyor, o dev adam ömrünü hapishanelerde voltalarda geçiren adam hüngür hüngür ağlıyor ve bana sen yiğitsin sen yiğitsin sen yiğitsin diyerek hüngür hüngür ağlıyor, ömrümün  en uzun koridorunda yola çıkıyoruz,ağır aksak adımlarla yürüyorum,ve uzaktan bir dar ağacı gözüme çarpıyor aynı kazım la birlikte çocukken ağaçlara asıp sallandığımız ip gibi,korkmuyorum ulan korkmuyorum,zaten yorulmuştum yaşamaktan, ama anam sana iyi bir evlat olamadım ya ölümden daha çok yakıyor canımı, ömrümün son deminde bir darağacında soruyorlar bana , söylemek istediğin bir  söz varmı diye, savcının gözlerine bakıyorum,benden af dilenir gibi bakıyor,kazım arkada dua okuyor ve hala anne beni tanımıyor, boynuma bir kağıt asıyorlar suçum orda yazıyormuş,suçumu göremiyorum anne , gardiyan koluma giriyor,bir sandalyenin üstüne çıkarıyor, ve boynuma ömrümün darağacını asıyor içimden tek bir şey geçiyor,oda tek kelime geçiyor EY ÖZGÜRLÜK.... aniden kapı açılıp içeri bir gardiyan giriyor elindeki kağıdı savcıya uzatıyor, savcı kağıdı okuyor,ve bana dönüp gülümseyen bir tavırla sen Allahın sevdiği kulusun diyor, anlamsız gözlerle ona bakıyorum, galiba ölüm onu mutlu ediyor diye düşünüyorum, ardı sıra ekliyor savcı çıkarın ipi boğazından idam yasası kalktı; ayaklarım tutmuyor, hıçkıra hıçkıra yere eğiliyorum gözlerimden kan damlıyor  asıl şimdi ölüyorum, dayanamıyorum anne,lanetler okuyorum,dün asılan üç arkadaşım için.                  

 

ANA SAYFA