![]() |

Uzun uzun yazamadığım çok şey var son zamanlarda; Papanın Türkiye'ye gelişi, Başbakanın cumhurbaşkanı olup olamayacağı, Meriç Erkan’ın garip hareketleri, töre cinayetleri, … Aslında artık bunlar umrumda değil. Çünkü senaryosu önceden yazılan şeyler artık beni cezbetmiyor.
Farklı bir olgu içinde yaşamı seçme kararımdan sonra beni en çok alakadar eden konu; Nagajaki ve Hiroşima’da ölen yüzbinlerce kişinin katledilmesine sebep olan atom bombası mucitlerinin Nobel ödülü alması. Bu beni dehşete düşürdü... Şu anlamsız hayatta onca önemli olay insanları sürküle etmezken, kurguları yapılmış şeylerin arkasından yorum yapmaları, dehşete düşmeleri bence aşırı derecede komik. İnsanların micro cosmos'larını bulamayıp macro cosmos'da yok olması çok normal. Bu yaklaşımla, Orhan Pamuk' un da Nobel almasında açıkçası normal karşılıyorum. Nagajaki Hiroşima olaylarına nerdeyse nobel ödülü verecek olan aydınların, ermeni soykırımını kabul eden bir Türk’e nobel vermeleri bence hiç anormal değil. Batıyla anlaşma yapmayan tek lider olma özelliği olan Atatürk’ün acaba kemikleri sızlamış mıdır? Tüm dünya ülkelerinde barbar olarak tanınan Türklere acaba biraz daha ün katmış mıdır ermeni soykırımının kabul edilişi? Peki soruyorum size; Osmanlı devletinin yıkılmasının sebeplerini okuyan kişilerin bunu kabul etmesi nasıl mümkün olacak? Fransa’ya işiniz düşse nasıl gideceksiniz? Havaalanında size sorsalar “ermeni soykırımını kabul ediyor musunuz” diye, “hayır” derseniz tutuklanacaksınız. Fransa’da yaşayan Türkler ya özbenliklerini yakında yitirecek ya da cezaevlerinde sürünecekler. Hadi bunu da bir kenara bırakalım.. Bulgaristan’da Çavuşesku zamanında çekilen eziyetler, şimdi Fransa’da mı yaşanacak? Birisi açsın da Lale Devrini okusun. Şimdi Istanbul’a verdikleri isimler bizi yıpratma çabasında olduklarını gösteriyor. Fakat bu Bizans eskisi şehir ve onlar bilmelidirler ki “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, Toprak eğer uğrunda ölen varsa VATANDIR...”
Osmanlı’ya karşı 1886’da Hınçak adlı Ermeni
İhtilal Komitesi İsviçre’de kuruldu. Daha sonra Taşnak Komitesi oluşturuldu.
Bu komitenin faaliyete geçmesiyle, Anadolu’da Ermeni ayaklanmaları
başladı. 1890’da Erzurum’da, 1894’de Samsun’da, 1895’de Istanbul’da,
1896’da yine Istanbul’da, 1909’da Adana’da ayaklanmalar oldu. İngiltere ve Rusya
tarafından desteklenen bu ayaklanmalar gerek
Türkiye’de gerekse dışarıda büyük ses
getirdi. Ermeniler Roma İmparatorluğu zamanında
yıkılmış olan devletlerini yeniden kurma hayaline kapıldılar.
OSMANLI-RUS SAVAŞINDA, ERMENİLER’İN TUTUMU:
1914’de I. Dünya Savaşı’nın başlaması
ile Ermeni meselesi Türkiye’de ağırlığını
hissettirmeye başlamış; Gümrü Antlaşması’na
kadar, Anadolu kanlı olaylar yaşamıştır.
Osmanlı’nın Rusya ile savaşa girmesi üzerine sınır boylarındaki Ermeniler,
savaşın en yoğun anlarında Rusya’nın tarafına
geçip Türkler’i arkadan vurmuşlar,
Türk ordusunun gerisini tehlikeye düşüren
sabotajlarda bulunmuşlardır.
Bu örnekleri verirken şunu göstermek istiyorum ki; 1915 yapıldığı iddia edilen soykırımın gerçekle alakası asla yoktur... Bize savaş açan ve bizi arkamızdan vuran Ermenilere karşı biz de savaş açmışızdır, bu soykırımsa eğer...
Hiroşima, Nagajaki, Vietnam, Irak, Lübnan, Filistin,… Peki bunlar nedir.......
Yazımın başında bahsettiğim gibi aslında bunlar beni çok da alakadar etmiyor, çünkü kurgusu önceden yapılmış olaylar sadece bir oyun olur… Bu sahne onların olsa da ben gerçekleri biliyorum ve son nefesime kadar da “NE MUTLU TÜRKÜM” diyorum....
|
|