Yaşanmamış Duyguların ufkunda ulaşılamayan dağların arkasında bilinmeyen nehirlerin derinliklerinde ve yazılamayan şiirlerin her birindeyim ben, anlatamıyorum bir kaç kelimede benliğimi kendimi ve nerden geldiğimi. Bir eylül sabahında rahmini deşerek doğurmuş anam beni İnsanların gözlerinden kan damlarken yasamın ağırlığı çökmüş üzerime Oysa bilmiyordum hayatın bu kadar acımasız olduğunu Çocuk yüreğime asmışlar acımasızca adam olma bilincini. Çocuk olamadan uçurtma uçuramadan mavi gökyüzünü bile bir kez göremeden denizi öldürmüşler ben çocuk iken. Büyümüşüm büyümeyi öğrenmeye çalışırken çocuk zamanları özleyerek binlerce parçalara bölünmüşüm her sabah sessizce evden çıktığım zamanlarda hayatımı yüreğimi binlerce parçaya bölerek fırlatıp attım şu lanet dünyanın üzerine, oysa kim algılayabilirdi ki beni dört duvar arasında kalışımı gecelerimi soğuk yatağımdan uyanıp kendime sarılışımı ve mutlu olmaya çalışırken umutsuzluğumu her seferinde yalnızlığın mutluluğunu yakalamaya çalışıp hüsrana uğrayışımı peki kime sorulacaktı yasadığım acıların hesabı kim cevap verecekti kim bunca mutsuzluğun hesabını. şiirler yazdım gökyüzüne uçurdum bulutlar mutlu olup insanların üzerine yağsın diye . uzaktaki her tülsü sevgiliye binlerce mektup attım beni sevsin diye adresini bile bilemeden. Bir ağıt yaptım anaların yüreğine serptim artık ağlamasınlar diye. Kaçmak istedim bu lanet şehirden yüreği krizantem çiçeği olan insanların Kentine ...Ne işim vardı zaten benim bu çölde kardelen çiçeği edasında. Bir türkü ezgisinde yalnızım bu şehirde yanmışım yalnız yapayanlış . Bu şehirde sular berrak akmıyor burda can pazarda yürek sızıda anlamsızlığın anlamını var yine buralarda. Yaşanmamışlıktaki yaşanmışlığın hesabı soruluyor insanlara kendimi bulmaya çalışırken, bu lanet şehirde bir tek ben kalmışım karlı kayın ormanın içinde kaybolmuş bir güvercin gibi kanatlarımı kıran şeyin ne olduğunu bilmeden çırpınıyorum ve hala ışık saçmaya çalışıyorum karanlığın üzerine...Bir şafak sökümünde dünyanın üzerine yağmur gibi yağacağım binlerce parçaya bölünüp bir güneş gibi umut saçacağım mutluluk yağacağım umutsuz insanların üzerine bir sabah iste bir sabah umutsuz dünyaya haykıracağım utanmadan, döndüm sana iste bir daha yalancı dünya MERHABA...............

(1 mart günü Sokakta ölü bulunan bir sokak çocuğu için yazılmıştır)

Çocuklara artık kıymayın Beyler pembe rüyaları yıkmayın artık beyler

 

 

ANA SAYFA